Yeşim Taşı

Hikayeler971 okunma12 paylaşımGönderen: Emine GEZER

Genç bir adam, değerli taşlara ilgi duyarmış ve

mücevher ustası olmaya karar vermiş. "Bu mesleği yapacaksam,

iyi bir mücevher ustası olmalıyım" diye düşünmüş ve ülkedeki

en iyi mücevher ustasını aramaya başlamış. Sonunda bulmuş,

yanına varmış, bir süre bekledikten sonra usta tarafından

kabul edilmiş. "Anlat, dinliyorum" demiş usta. Genç adam

anlatmaya başlamış; taşlara ilgi duyduğunu ve iyi bir

mücevher ustası olmaya karar verdiğini heyecanla anlatmış.

Yaşlı usta sesini çıkarmadan genç adamı dinlemiş, sözleri

bitince de ona bir taş uzatmış, "Bu bir yeşim taşıdır" dedikten

sonra genç adamın avucuna taşı bırakmış ve avucunu kapatmış.

"Avucunu aynen böyle kapalı tut ve bir yıl boyunca hiç açma.

Bir yıl sonra tekrar gel. Haydi şimdi güle güle" demiş ve

şaşkın genç adamı öylece bırakıp kalkmış, odadan çıkmış.

Genç adam evine dönmüş, kendisini merakla bekleyen

annesiyle babasına neler olduğunu anlatmış. Anlattıkça da

kendisine çok anlamsız gelen bu hareketi ve soğuk

konuşması nedeniyle kızdığı ustaya olan öfkesi

artıyormuş. Günler geçmeye başlamış. Genç adam

sürekli söyleniyor ama avucunu hiç açmıyormuş.

"Nasıl böyle budalaca bir şey yapmamı ister.

Bir de ülkenin en iyi mücevher ustası olacak.

Bu saçmalığa bir yıl boyunca nasıl katlanacağım,

böyle bir eziyetle nasıl yaşarım. Bu ne biçim ustalık.

Ustalık kaprisi yapacaksa, bari başından yapmasaydı."

diye devamlı söyleniyor, her önüne gelene

ustadan yakınıyor ama avucunu hiç açmıyormuş.

Avucu kapalı uyuyor, bütün işlerini diğer eliyle yapıyormuş.

Ve bu duruma da giderek alışmaya, diğer elini çok rahat

kullanmaya başlamış. Uyurken de yanlışlıkla avucu açılıp

taş düşmesin diye hep yarı uyanık uyuyormuş.

Böylece bir yıl geçmiş, her günü zorluklarla dolu,

her gecesi de yarım uykuyla yaşanmış bir yılı tamamlamış.

Ve o gün gelmiş. Genç adam tam bir yıl sonra,

büyük ustanın karşısına çıkmış.

Usta bir süre beklettikten sonra yanına gelince,

genç adam ne kadar saçma bulursa bulsun,

bu sınavı başarıyla tamamlamış olmanın verdiği

gururla elini uzatmış, avucunu açmış.

"İşte taşın" demiş, "Bir yıl boyunca avucumda taşıdım,

şimdi ne yapacağım?" Yaşlı usta sakin bir sesle cevap

vermiş: "Şimdi sana bir başka taş vereceğim, onu da

aynı şekilde bir yıl boyunca avucunda taşıyacaksın."

Bu söz üzerine genç adam bütün sükunetini

kaybetmiş, bağırıp çağırmaya başlamış.

Yaşlı ustayı bunaklıkla, delilikle suçlamış,

mücevher ustalığını öğrenmek için gelen genç bir insana

böyle eziyet ettiği için, hasta olduğunu bağıra çağıra

söylemiş. Genç adam bağırıp çağırırken,

yaşlı usta ona hissettirmeden birtaşı avucuna sıkıştırmış.

Öfkeden yüzü kıpkırmızı genç adam, bir yandan bağırıp

çağırırken avucundaki taşı hissetmiş. Durmuş, taşı

biraz daha sıkmış ve heyecanla konuşmuş:

"BU TAŞ, YEŞİM TAŞI DEĞİL USTA!"

Öğrenmek için zaman gerekir,

sabır gerekir, ustaları izlemek gerekir.

Dünya hızlandıkça zaman kısalabilir

ama öğrenmenin esası değişmez.

7.0/ 9 · 3 oy

Hikayeler kategorisinden

Hikayeler kategorisinin tamamı »

Rastgele başka bir fıkra »