Üstat

Hikayeler870 okunma5 paylaşımGönderen: Emine Gezer

Bir zamanlar bir üstat varmış. İnsanlar konuşmasını dinlemek için

toplanırmış. Söyledikleri harikulade imiş. Sevgi sözcükleri ona kulak

veren herkesin, ta yüreğine işlermiş.

Kalabalığın arasından bir adam, üstadın ağzından çıkan her sözcüğü

dinlemiş. Gönlü yüce olduğu kadar, alçakgönüllüymüş de. Üstadın sözleri

bu adamı öylesine derinden etkilemiş ki, onu evine davet etmek

istemiş.

Üstat konuşmasını bitirdiğinde adam, kalabalığın içinden geçerek

karşısına çıkan üstadın gözlerinin içine bakarak; "Meşgul olduğunu,

herkesin senin ilgini istediğini biliyorum" demiş,

"Biliyorum, sözlerimi dinleyecek pek zamanın yok. Ama yüreğim öylesine

açık, sana duyduğum sevgi öyle büyük ki, seni evime çağırmak, senin

için en güzel yemekleri hazırlamak istiyorum. Çağrımı kabul etmeni

beklemiyorum ama, içimdekileri sana bildirmeden edemedim.

Adamın gözlerinin ta içine bakmış üstat. Yüzü gülüşlerin en güzeliyle

aydınlanmış ve "Hazırlığını yap" demiş, "Evine geleceğim."

Bu sözcüklerin adamın yüreğinde yarattığı sevinç çok büyükmüş. Üstada

hizmet etmek, sevgisini dile getirmek için zamanın geçmesini

sabırsızlıkla beklemiş. Yaşamın en önemli günüymüş bu; Üstat evinde,

onunla birlikte olacakmış ya.

Yiyeceklerin, şaraplarin en iyisini almış. Üstada armağan edeceği

giysilerin en güzelini seçmiş. Sonra da, hazırlıklarını tamamlayıp,

üstadı ağırlamak için evine koşmuş. Bütün evi temizlemiş, yemeklerin

en lezizlerini pişirmiş, güzel mi güzel bir sofra kurmuş. Üstat çok

geçmeden orada olacağı için yüreği sevinç doluymuş.

Kapısı çalındığında kaygı içinde beklemekteymiş adam. Yerinden

fırlayıp kapıyı açmış. Açmış ama, üstat yerine yaşlı bir kadın

durmaktaymış karşısında. Kadın gözlerinin içine bakarak; "Açlıktan

ölüyorum" demiş, "Bana bir parça ekmek verebilir misin?"

Gelen üstat olmadığı için hafifçe düş kırıklığına uğramış adam. Kadına

bakıp, "Buyur, gir içeri" demiş. Kadını, üstat için hazırladığı yere

oturtup, üstat için pişirdiği yemekleri sunmuş. Adamın cömertliği

yaşlı kadına dokunmuş. Teşekkür etmiş, çıkıp gitmiş.

Adam sofrayı üstat için dara dar yeniden düzenlemiş ki, yine kapısına

vurulmuş. Bu kez de, çölü geçen başka bir yabancı imiş

karşısındaki. Yabancı, adamın yüzüne bakıp; "Çok susadım" demiş, "Bana

içecek bir şeyler verebilir misin?"

Gelen üstat olmadığı için adam bu işe yine bozulmuş biraz. Yabancıyı

evine buyur edip, üstat için hazırladığı yere oturtmuş. Üstada ikram

etmeye niyetlendiği şarabı sunmuş. Yabancı gittiğinde ortalığı üstat

için bir kez daha düzenlemiş.

Kapı yeniden çalınmış. Açtığında küçük bir çocuk görmüş adam. Çocuk

yüzüne bakıp; "Üşüyorum" demiş,

"Sarınabileceğim bir battaniye verebilir misin bana?"

Gelen üstat olmadığı için adam biraz bozulmuş. Ama çocuğun gözlerine

bakmış ve sevmiş onu. Üstat için aldığı giysileri çabucak toparladığı

gibi çocuğu bunlarla sarıp sarmalamış. Çocuk teşekkür edip, yoluna

devam etmiş.

Adam, üstat için her şeyi bir kez daha hazır etmiş, geç saatlere dek

beklemeye koyulmuş. Üstadın gelmeyeceğini anladığında, yüreğinde düş

kırıklığı duymuş ama üstadı hemen bağışlayıvermiş.

Kendi kendine,

"Üstadın benim yoksul haneme gelmesini beklememem gerektiğini

biliyordum"

demiş.

"Gerçi geleceğini söylemişti ama başka bir yerde çok daha önemli bir

şey onu alıkoymuş olmalı. Üstat gelmedi ama en azından geleceğini

söyledi. Yüreğimin mutlulukla dolması için bu da yeter."

Yavaş yavaş yemekleri ve şarabı kaldırmış, yatmaya gitmiş.

O gece düşünde, üstadın evine geldiğini görmüş. Onu gördüğü için mutlu

olmuş adam. Gördüğünün düş oldugunu bilmiyormuş."Geldin üstadım!

Sözünü tuttun."

"Evet" diye karşılık vermiş üstat.

"Ama ben buraya daha önce de geldim. Açtım, doyurdun. Susuzdum, şarap

verdin bana. Üşüyordum, bedenimi giysilerle örttün.

Başkaları için ne yaparsan benim için yaparsın."

Adam uyanmış. Mutluluk doluymuş yüreği. Çünkü üstadın kendisine ders

verdiğini anlamış. Üstat onu öyle çok seviyormuş ki, derslerin en

büyüğünü vermek için üç insan göndermiş.

Üstat herkesin içinde yaşar.

Açlık çeken birisine yiyecek, susayana su verdiğinde, üşüyeni sarıp

sarmaladığında, sevgini sunduğun üstattır.

6.5/ 9 · 8 oy

Hikayeler kategorisinden

Hikayeler kategorisinin tamamı »

Rastgele başka bir fıkra »