Reha Muhtar

Komik Yazılar16.122 okunma240 paylaşım13 favoriGönderen: Mustafa Alpay

Haber: Bir yüzücü 350 Tonluk gemiyi çeker.

R. M. :
- Nasıl çekiyorsunuz gemiyi?

-Inanc meselesi, içinizde bunu hissetmeniz gerekir.

R.M. :
- Neyi hissetmem gerekir? Gemiyi mi?

----------------------------------------------------

Haber: Mahkumlar tünel kazarak kaçar...

R.M. : Mahkumlar kaçmak için mi tünel kazdılar?

----------------------------------------------------Haber: Bir okul müdürü cinsel tacizle suçlanır...

R. M. : Sen benim sözümü bile kestiğine göre kim bilir daha neler yapmışsındır.

----------------------------------------------------

Haber: Harika Avcı kürtaj yaptırmıştır.

R.M. : Peki, Bebek şimdi nerede?

----------------------------------------------------

Alparslan Türkeş'in cenaze töreninin olduğu gün sevgili Reha Muhtar Show Haber'de şöyle konuşur:

-Cenaze töreninde sayıları on binin üzerinde yedi bin güvenlik görevlisi vardı.

----------------------------------------------------

Reha Muhtar karısını boğarak öldüren adamı programına çıkarıyor. İlk sözü:

- Efenim, başınız sağ olsun.

----------------------------------------------------

Haber: Cenk Koray'ın oglu DEMİR CAMA(!) kafa atar ve vefat eder...

R.M. :
- Peki Sayın Cenk Koray, oğlunuz daha önce de sık sık cama kapıya kafa atar mıydı?

----------------------------------------------------

Reha Muhtar anlamakta bazen güçlük çeker:

- Doğuştan kör olduğunuzu anladım da beyefendi, küçükken de

gözleriniz görmüyor muydu onu soruyorum?

----------------------------------------------------

Reha Muhtar, canlı yayinda Serafettin Bey'le konusuyor.

-Sayın Serafettin Bey kardeşim, siz orada var miydiniz, yok muydunuz, efenim?

-Yoktum.

-Yoktum diyorsunuz.

-Yoktum diyorum.

-Bak Serafettin sana bir daha soruyorum. Var miydin, yok muydun?

-Valla billa yoktum.

-Yemin etmenize gerek yok efendim, size inaniyoruz.

-Var miydin, yok muydun?

-Vardim efendim..

-Peki Serafettin siz demin yoktum diyordun, şimdi vardim diyorsunuz. Bu nasıl is kardeşim?

-Yoktum dedim inanmadiniz, ne yapayim?

-Ne yapacaginizi ben bilemem efendim. Orasini sen dusun. Var miydin, yok muydunuz?

-Hatirlamiyorum.

-Hatirlayiniz efendim. Bak bir filmimiz var sizinle ilgili. Onu birlikte izleyelim, sonra sana soracagim.

Araya soz konusu film giriyor. Bir muhabir kapıyı kirip Serafettin'in evine giriyor ve kibarca, gizli kamera (!!) ile cekim yapmak icin izin istiyor. Serafettin Bey izin vermiyor tabii. Bunun üzerine kameraman dinlemiyor, cekimlerini yapıp gidiyor.

Yine Reha Muhtar geliyor goruntuye:

-Filmimizi izlediniz, Serafettin Bey. Şimdi ne diyorsunuz?

-Galiba varmisim.

-Galiba ile olmaz efendim, emin misiniz?

-Eminim.

-Öyleyse eminsiniz yani.

-Evet efendim, eminim.

-Serafettin Bey eminim diyorsunuz ama pek emin gorunmuyorsunuz..

----------------------------------------------------

-Sayın Hamdi Bey iyi aksamlar efendim. Sizin adiniz Hamdi midir, efendim?

-Evet Hamdi'dir, Reha Bey..

-Hamdi diyorsun.

-Hamdi diyorum çünkü nufus kagidimda oyle yazıyor.

-Ben nufus kagidinizi sormuyorum efendim.

-Sana soruyorum: Sizin sahte olmayan isminiz nedir?

-Hamdi.

-Nasıl yaziliyor?

-He, a, me, de, i seklinde..

-Yani sahte olmayan isminiz Hamdi diyorsunuz.

-Peki sahte olan isminiz hangisi?

-Benim sahte olan bir ismim yok!

-Ama demin sahte olmayan ismim Hamdi dediniz.

-Demek ki bir de sahte isminiz var. Size Yeşil diyorlar efendim. Siz Yeşil misiniz?

-Hayir Yeşil degilim.

-Öyleyse size niye Yeşil diyorlar?

-Bana Yeşil demiyorlar. Hamdi diyorlar.

-Yani inkar ediyorsunuz. Sukut ikrardan gelir Hamdi.

-Ben sukut etmiyorum, konusuyorum ve Yeşil degilim diyorum.

-Yeşil degilim dediniz ama mosmor oldunuz. Bakıyorum şimdi de kizariyorsun. Ne sarardin Hamdi?

-Sarardim çünkü ben Tanrı'nin ogluyum. Her renge girerim.

-Ne oldu Hamdi Bey? Bir tuhaf konusuyorsunuz.

-Galiba delirdim. Bana bir doktor lütfen!

-Geçmiş olsun, Hamdi Bey. Size acil sifalar diliyorum. Iyi aksamlar efendim.

8.1/ 9 · 138 oy

Komik Yazılar kategorisinden

Komik Yazılar kategorisinin tamamı »

Rastgele başka bir fıkra »