Padişahın işi ne

Diğer17 okunma

Sultan Murad Han o gün bir hostur. Telaseli görünür. Sanki bir şeyler söylemek ister sonra vazgeçer. Neşeli deseniz değil, üzüntülü deseniz hiç değil. Veziriazam Siyavus Pasa sorar:
-Hayrola efendim, caninizi sikan bir sey mi var?
-Aksam garip bir rüya gördüm.
-Hayırdır insallah?..
-Hayir mi ser mi ögrenecegiz.
-Nasıl yani?
-Hazirlan, dışarı çikiyoruz.
Ve iki molla kiliginda çıkarlar yola. Görünen o ki, padişah hâlâ gördügü rüyanin tesirindedir ve gidecegi yeri iyi bilir.
Seri, kararli adımlarla Beyazit'a çıkar, döner Vefa'ya, Zeyrek'ten
asagilara sallanir. Unkapani civarinda soluklanir. Etrafına daha bir dikkatle bakinir.
Iste tam o sırada yerde yatan bir ceset gözlerine batar, sorarlar;
-Kimdir bu?
Ahali:
-Aman hocam hiç bulasma, derler. Ayyasin meyhusun biri iste!..
-Nerden biliyorsunuz?
-Müsaade et de bilelim yani. Kirk yillik komsumuz... Bir başkası lafa girer;
-Biliyor musunuz, der. Aslında iyi sanatkârdir. Azaplar çarsisi'nda çalışır. Nalinin hasini yapar...Ancak kazandiklarini içkiye, fuhusa harcar. Hem Şise Şise şarap tasir
evine, hem de nerde namli mimli kadın varsa takar pesine..
Hele yaslinin biri çok öfkelidir.
-Isterseniz komsulara sorun, der. Sorun bakalım onu bir cemaatte gören olmuş mu?..Hasili, mahalleli döner ardini gider. Bizim tedbili kiyafet mollalar
kalirlar mi ortada!..
Tam vezir de toparlaniyordur ki, padişah keser yolunu:
-Nereye?
-Bilmem, bu adamdan uzak durmayi yeglersiniz sanırım.
-Millet bu, çeker gider. Kimseye bir sey diyemem... Ama biz gidemeyiz, söyle veya böyle tebamizdir. Defini tamamlamak gerek.
-Iyi ya, saraydan birkaç hoca yollar, kurtuluruz vebalden.
-Olmaz, rüyadaki hikmeti çözemedik daha.
-Peki ne yapmami emir buyurursunuz?
-Mollaliga devam... Naasi kaldirmaliyiz en azından.
-Aman efendim, nasıl kaldiririz?
-Basbayagi kaldiririz iste.
-Yapmayın, etmeyin sultanım, bunun yikanmasi, paklanmasi var. Tekfini, telkini...
-Merak etme ben beceririm. Ama önce bir gasilhane bulmaliyiz.
-Surada bir mahalle mescidi var ama...
-Olmaz, vefat eden sen olsaydin nereden kalkmak isterdin?
-Ne bileyim, Ayasofya'dan, Süleymaniye'den, en azından Fatih Camii'nden...
-Ayasofya ile Süleymaniye'de devlet erkani çoktur. Taninmak istemem. Ama Fatih Camii'ni iyi dedin. Hadi yüklenelim...
Ve gelirler camiye. Vezir saga sola kosturur, kefen tabut bulur. Padişah bakir kazanlari vurur ocaga... Usulü erkaninca bir güzel yikarlar ki, naas;
ayan beyan güzellesir sanki. Bir nurdur, aydinlanir alninda. Yüzü sâkilere benzemez. Hem manâli bir tebessüm okunur dudaklarinda. Padisahin kani isinmistir bu adama, vezirin de keza... Meçhul nalinciyi kefenler, tabutlar, musalla tasina yatirirlar. Ama namaz vaktine bir hayli vardır
daha...Bir ara vezir sikintili sikintili yaklaşır.
-Sultanım, der. Yanlış yapıyoruz galiba...
-Nasıl yani?..
-Heyecana kapildik, sorup sorusturmadan buraya getirdik cenazeyi. Kim bilir belki hanımı vardır, belki yetimleri?..
-Dogru, öyle ya, neyse... Sen başını bekle, ben mahalleyi dolanip geleyim. Vezir, cüzüne, tesbihine döner, padişah garip maceranin basladigi noktaya
koşar. Nitekim sorar sorusturur. Nalincinin evini bulur. Kapıyı yaşlı bir kadın açar. Hadiseyi metanetle dinler. Sanki bu vefati bekler gibidir.
-Hakkini helal et evladım, der. Belli ki çok yorulmussun. Sonra esige çöker, ellerini yumruk yapar, sakaklarina dayar... Ağlar mi? Hayir. Ama gözleri kisilir, hatiralara dalar belki. Neden sonra silkinip çıkar hayal
dünyasindan...
-Biliyor musun oglum? Diye dertli dertli söylenir... Bizim efendi bir âlemdi, vesselam... Aksamlara kadar nalin yapar... Ama birinin elinde şarap sisesi görmesin; elindekini avucundakini verir satin alirdi. Sonra getirip
dökerdi helaya!..
-Niye?
-Ümmeti Muhammed içmesin diye...
-Hayret...
-Sonra, malum kadınların ücretlerini öder eve getirirdi. Ben sizin zamaninizi satin aldım mi? Aldım, derdi. Öyleyse şimdi dinlemeniz gerek... O çeker gider, ben menkîbeler anlatirdim onlara... Mizrakli ilmihal.
Hücceti islam okurdum...
-Bak sen! Millet ne saniyor halbuki...
-Milletin ne sandigi umrunda değildi. Hos, o hep uzak mescidlere giderdi.
Öyle bir imamin arkasında durmali ki, derdi. Tekbir alirken Kabe'yi
görmeli...
-Öyle imam kaç tane kaldı şimdi?
-iste bu yüzden Nisanci'ya, Sofular'a uzanirdi ya... Hatta bir gün; Bakasin efendi, dedim. Sen böyle böyle yapıyorsun ama komşular kötü belleyecek. Inan cenazen kalacak ortada...Dogru, öyle ya? Kimseye zahmetim olmasın deyip, mezarini kendi kazdi bahçeye. Ama ben üsteledim. is mezarla bitiyor mu, dedim. Seni kim yikasin, kim kaldirsin?
-Peki o ne dedi?
-Önce uzun uzun güldü, sonra;
-Allah büyüktür hatun, dedi. Hem padisahin isi ne?

Henüz oy verilmemiş
Arkadaşınıza önerin

Adresi saklamıyoruz, yalnızca aynı fıkrayı tekrar göndermemek için tutuyoruz. Postada fıkranın başlığı ve bağlantısı olur.

Diğer kategorisinden

Diğer kategorisinin tamamı »

Rastgele başka bir fıkra »