Miss. Maynell

Hikayeler333 okunmaGönderen: Emine GEZER

John Blanchard banktan ayağa kalktı, askeri üniformasını

düzeltti ve ana terminale giden insan kalabalığını inceledi.

Yüzünü değil, ama kalbini tanıdığı ve üzerinde gül olan kızı aradı.

Ona olan ilgisi 13 ay önce, Florida kütüphanesinde

başlamıştı. Raftan aldığı bir kitabin içindeki yazılar değil ama

kenarında gördüğü, kurşun kalemle yazılmış bir not onu etkilemişti.

Yumusak el yazısı düşünceli bir ruhu ve akıllı bir zekayı

hissettiriyordu. Kitabin ön yüzünde, ilk sahibinin adını farketmisti:

Miss. Hollis Maynell.

Uzun zaman çaba harcayarak adresini bulmuştu. NewYork'ta

yaşıyordu. Ona kendini tanıtan bir mektup yazdı ve yazışmayı teklif etti.

Bir sonraki gün II. Dünya Savaşına katılmak için denize

açılmıştı. Sonraki bir yıl ve bir ay boyunca her ikisi de posta

yoluyla birbirlerini daha iyi tanidilar. Her bir mektup, verimli bir

tarlaya atılan tohum gibi kalplerinde bir aşk doğurdu.

Blanchard bir resim göndermesini rica etti, fakat o göndermeyi

reddetti.

Eger gerçekten kendisi ile ilgileniyorsa, neye benzediğinin

önemli olmayacagini düsünmüstü.

Avrupa'dan dönme vakti geldiginde, ilk bulusmalarini

kararlastirdilar: New York terminali saat:19.00

"Beni üzerimdeki gülden taniyacaksin."diye yazmisti kiz.

Böylece saat 19.00' da kalbini sevdiği fakat yüzünü

görmediği kızı ariyordu. Size Mr. Blanchard 'in ağzından neler

olduğunu yazıyorum:

Genç bir bayan bana dogru geliyordu. Ince ve uzun boyluydu.

Sari saçları mükemmel, kulaklarının arkasından dalgalar halinde

sırtına uzaniyordu. Gözleri çiçekler gibi maviydi.

Dudaklarinin ve çenesinin narin bir sertligi vardı ve soluk

yeşil elbisesi içersinde canlanan ilkbahar gibiydi.

Gül tasimasi gerektiğini unutarak ona dogru hamle yaptim.

Hareket ettiğimde, dudaklarında küçük kışkırtıcı bir gülümseme

belirdi ve "Benimle mi geliyorsun, denizci?"diye mirildandi.

Tamamen iradem dışında ona dogru bir adım daha attım ve

o zaman Hollis Maynell'i gördüm. Tam olarak kızın arkasında

duruyordu.

Kirk yasini geçmiş, gri saçlarını yipranmis bir sapka altına

saklamis bir kadındı.

Sismandi ve kalın bilekli ayakları alçak topuklu ayakkabıların

içine zor girmişti.

Yeşil elbiseli kız hisli bir şekide uzaklaşıyordu.

Kendimi ikiye bölünmüs gibi hissettim.

Onu takip etme arzum çok güçlüydü ve ayni zamanda

ruhu benimle arkadaslik etmiş ve destek vermiş kadına

karsi duyduğum özlem de çok derindi. Ve orada duruyordu.

Onun soluk, sisman surati kibar ve duyguluydu.

Gri gözleri sıcak ve pariltiliydi. Tereddüt etmedim.

Parmaklarim onu bana tanitan küçük, mavi eski kitabi sikiyordu.

Bu ask olamazdi, ama özel bir sey olabilirdi.

Belki asktan daha güzel bir sey, mükemmel bir arkadaslik

olmalıydı bu.

Duyduğum hayal kirikliginin sesimi bogmasina ragmen, omuzlarimi

kaldırıp, onu selamladim ve kitabi uzattim.

"Ben Lieutenant John Blanchard, ve siz de Miss. Maynell olmalisiniz.

Benimle bulusabildiginize çok sevindim. Sizi yemeğe davet

edebilir miyim?"

Kadının surati toleransli bir gülümse ile genisledi.

" Bunun ne oldugunu bilmiyorum, oglum."

Diye cevap verdi. "fakat demin yanından geçen yeşil giysili

kadın, bu gülü yakama takmam için israr etti. Ve eger beni

yemeğe davet edecek olursan, caddenin karşısındaki büyük

restaurantta seni bekliyor olacağını söyledi.

Bunun bir çesit test oldugunu da söyledi"

Anlamak zor değil ve Miss. Maynell'in zekasina hayranim.

Kalbin gerçek degeri çekici olmayana verdigi cevap ile anlasilir.

"Bana kimi sevdiğini söyle, sana kim oldugunu söyleyecegim."

4.5/ 9 · 4 oy
Arkadaşınıza önerin

Adresi saklamıyoruz, yalnızca aynı fıkrayı tekrar göndermemek için tutuyoruz. Postada fıkranın başlığı ve bağlantısı olur.

Hikayeler kategorisinden

Hikayeler kategorisinin tamamı »

Rastgele başka bir fıkra »