Evin

Hikayeler457 okunma4 paylaşımGönderen: Emine GEZER

__Sana Evin diyebilir miyim?.

__Neden?...

Neden diye başlayan bir soru, cevabının ardında binlerce kelimenin

gizli olduğunu kendisi de biliyordu, ama yinede o gizemli kelimeyi

kullanmadan edemedi. Aslında neden o isimle hitap edilmek istediğini iyi

biliyordu. Ancak bir daha neden'e neden olan nedeni duymak, bilmek

istiyordu. Belki önceki nedenden bir başka bir neden vardır diye düşünüyordu.

Küçük bir ihtimal olsa da yine içine küçük bir umut doğdu ve o gizemli

kelimeyi kendisine sordu.

Güneş batmak üzereydi, sahilde sadece onlar vardı, akşam üstü sahilde

kimseler yoktu. Bir birinin elini kenetlenmişti, daha da parmaklarınızı

avuçlarında sıkarak yürüyorlardı. Şaziye hiçbir şey demeden o gizemli

kelimeyi sorduktan sonra, eğer vereceği cevap daha önce verdiği cevapla

aynıysa hiç de duymak istemiyordu. Bir daha ne kendi yüreğini sızlatmak

nede kanayan Ahmet'in yarasını bir kez daha kanatmak da istemiyordu.

Unutmaya yüz tutmuş, hayatının en güzel günleri cehenneme çeviren o

anları bir kez daha Ahmet'e hatırlatmak da istemiyordu. Ama içinde büyüdükçe

büyüyen bu kuşkunun nedeni de öğrenmeden edemiyordu.

Şaziye uzun zamandır içini kemiren, hiç yüzünü görmediği ama Ahmet'in

kendisiyle konuşmadığı süre içinde bütün kalbi onun olduğu kişiyi

kıskanıyordu. Hiçbir zaman cesaret edip de kendisiyle bu konuyu konuşmamıştı

o ana kadar ve hiçbir güç Ahmet'in onun duygularından

arındıramayacağını da iyi biliyordu. Ne zaman kendisine "sana evin diyebilir miyim"

sorulduğun da kendisi bunun nedeni biliyordu, ama yinede sormadan

edemiyordu. Belki bir gün gerçeği söyler diye. Ancak o güne kadar Ahmet var olan

gerçeği hiç söylemedi. İçinde alevlenen ateşiyle kavuran yüreklerini

Şaziye'ye göstermedi. Aslında kendi derdiyle onu üzmek de istemiyordu.

Şaziye kendisini sevdiğini iyi biliyordu. Sevmenin de ne demek olduğunu

da iyi biliyordu. Bir başkası için yüreği yandığı kadar, Şaziye'nin de

yüreği onun için yandığını da iyi biliyordu. Bu nedenle asla gerçeği o

ana kadar söylememişti. Hep aynı cevap ve gözlerini Şaziye'nin

gözlerinden kaçırarak. Kaçamak cevap vermişti.

__Ben bu ismi seviyorum.

__Başka bir nedeni yok mu.

__Sevmekten başka ne neden olabilir ki.

Şaziye bütün cesaretini topladı. O anda her şeye hazırdı. Bu nedeni

öğrenmek bahasına Ahmet'i yitirmeye de hazırdı.

__Ben hazırım. Eğer sende hazırsan anlatmaya başla. Her kimse Evin,

biliyorum aramıza beden olarak girmez. Ama duyguları ise her zaman

yanımızda, evimizde, hatta yatağımızda olduğunu biliyorum. Artık onunla

tanışmak istiyorum.

Sahil boyunca hiç konuşmadan yürüdüler. Ahmet hiçbir şey söylemek

istemiyordu. Aynı zamanda bu kadar karışık olan bir konuyla ilgilide

hiçbir şey de anlatmak da istemiyordu. Uzun yıllar yüreğini inciten,

gecelerini uykusuz geçirmesine neden olan sevdayı nasıl anlatabilirdi ki, o

anda kendisine aşık olan kişiye. Ama Şaziye sessizliğe bürünerek onun

açıklama yapılmasını bekliyordu.

Şaziye onun açıklama yapmasını beklerken Ahmet de kafasında bin bir

fikir geçiriyordu. Bilemiyordu nereden başlayacağını. Evin ile o kadar

karışık şeyler yaşamıştı ki. Bir tarafta hayatının en güzel duyguları

onunla paylaşmıştı. Bir yanda da hayatının en karanlık ve yalnızlık

içinde avazı çıktığı kadar bağırdığı geceleri onun hayalıyla yaşamıştı.

Hayatının en belirgin şeyleri Evin ile yaşadığı için, hangisini anlatmaya

başlayacağını bilemiyordu. "İyi tarafını mı yoksa kötü tarafını mı

anlatayım" diye düşünüyordu. İyi tarafını anlatırsam, Şaziye kıskanır ve

onunla geçireceği her an kıskançlık duygularıyla yaşayacağını düşündü.

Kötü taraf ise; asla Şaziye kendisine inanmayacağını düşünmeye başladı.

Uzun bir yürüyüşten sonra, artık karar verdi. Anlatacaktı her şeyi.

__Gerçek anlamda ilk aşık olduğum kızdı. Pek güzel sayılmazdı, ama

gönül bu bir kere sevmişti. Seviyordum, kendisi de beni seviyordu veya

ben öyle sanıyordum. Onsuz bir şeyi düşünemiyordum. Aslında onunla

gelecekte bir planım da yoktu. Onu yitirmek hiçbir zaman düşünemedim. Her

zaman benim olduğunu ve yanında olacağını düşünüyordum. O kadar seviyordum

ki, hiç düşünmeden hayatımı onun uğrunda verebilirdim. Derken bir gün

ailesi bizim ilişkimizi uygun görmedi ve ayrılmamız gerektiğini

kendisine söylediklerinden haberim yoktu. Nerden bilebilirdim ki, yaşantının en

karamsar günlerin beni beklediğini. Bundan sonra kendisinin bende

bıraktığı acı izlerle yaşayacağımı nereden anlayabilirdim ki. Neden ise

aslında hem çok basitti hem de belirgin di. Kendisinin zengin olmasıydı.

Onun için zenginlerden nefret ediyorum. Tanıştığımız ilk gün bu nedenle

sana sordun zengin misin. Sende yanlış anladın ve benim zenginleri

aradığımı düşündün.

__Evet öyle düşünmüştüm.

__Ondan sonra tahmin edersin işte, uykusuz geceler. Zamansız

kabuslar, gündüzü olmayan geceler. Yarını olmayan düşünceler. Hayatımın en zor

anlarını en büyük kabuslarını yaşadım. Yıllarca cep numaramı

değiştirmedim, hep aynı numarayı uzun süre kullandım. Sadece belki bir gün arar

diye. Yanlışlıklada olsa numaramı çevirebilme ihtimalini düşünerek hep

telefonumu açık tuttum ve numaramı değiştirmedim. Uzun süre arar "seni

seviyorum" diyeceğini bekledim. "Seni seviyorum" diye bilmesi için

neleri vermezdim ki, her şeyimi verirdim hiç düşünmeden. O kadar istiyordum

ki o kelimeyi ondan duymayı hayatımı bile verirdim hiç düşünmeden. Uzun

yıllar bekledim demedi, aramadı da. ayrılmamızın nedeni ailesinin

baskısı mı yoksa bir başka birimi bunu da anlamadım, anlayamadım. Kendisi de

söylemedi, bende sormadım, soramadım. Sadece ayrılığı kabul etmedim o

kadar. Hep onunla karşılayacağım anı bekledim.

Şaziye en korktuğu andı işte o an, bir daha karşılaşırlarsa, o kadar

büyük olan aşklarının tekrar canlanması ve o kadar büyük bir aşkla

sevdiği Ahmet ile onun arasına girmesi düşüncesine kapıldı. Aceleyle hemen

sordu.

__Bir daha onunla karşılaşmadın mı.

__Bir gün otobüsün içindeydim, sabah erken olduğu için aracın içinde

fazla kimse yoktu, çok dalgındım ve bir anda birinin kucağıma bir bebek

bıraktığını gördüm. irkildim!. Kafamı kaldırdığımda karşımda Evin

duruyordu. Bebek onundu ve benden değil bir başkasındaydı. Aklıma gelen tek

şey, bu bebek bizim olabilirdi..Ama benim değildi. Evin de artık benim

değil, bir başkasının olmuştu, hem de bir bebek vererek.

Şaziye bunları duyduğunda hem çok sevindi, hem de içi bir acıyla

burkuldu. Sevdiği adamın böyle bir acı yaşadığına üzülüyordu, aynı zamanda

artık hiçbir nedenle Evin onun ile sevdiği kişinin arasına

girmeyeceğini de iyi biliyordu.

Evin bir başkasının olmuştu, tüm ruhuyla, beyniyle, hayatıyla hata

bebeğiyle. Bunu iyi biliyordu, asla Ahmet ile Evin bir daha

kavuşmayacaklarını da. Tamamen beyninden silmek için artık başka Evin veya Evin'leri

sevmek istediğini anladı Şaziye. Onun için kendisine Evin demek

istiyordu. Onunla yaşadığı her şeyi, ama her şeyi unutmak istediğini iyi

anlıyordu. Bundan böyle kendisine ait olacağını düşündü, hem de tüm

benliğiyle.

Evin'e olan aşkı hiçbir şeyin bitiremediğini, ne ailesinin çıkardığı

engeller, onları ayırmak için yaptıkları baskılar, uykusuz geçirdiği

geceler, kabus dolu anlar, nede yarını olmayan günler. Sadece o küçük

bebek Evin'e olan aşkını bitirmişti. Babasının başaramadığı şeyi, küçük

bebeği başarmıştı. Artık Evin aralarında olmayacağını iyi biliyordu.

Şaziye iyice Ahmet'e yaklaştı ve başını onun göğsüne gömdü, ağlayan

bir ses tonuyla.

__Evet bana Evin diye bilirsin. Acılarına teselli olacaksa, senin

için Evin de olurum.

Çürümeye yüz tutmuş duyguların arasında, sadece kendisine tek bir şey

hatıra kalmıştı, Evin. Evin olurum demekle, Evin olunmuyordu, Evin

demekle, Evin de olmayacaktı. Bunu ikisi de iyi biliyordu.

4.0/ 9 · 3 oy

Hikayeler kategorisinden

Hikayeler kategorisinin tamamı »

Rastgele başka bir fıkra »