Ayrılık

Hikayeler896 okunma17 paylaşımGönderen: Emine Gezer

Sabah uyandığında midesinde bir yanma hissetti. Yanmanın nedeni akşam

yedikleri değil, uyanır uyanmaz bugün yapacaklarının aklına gelmesiydi.

Bugün 2 yıldır götürmeye çalıştığı bir birlikteliği bitirecekti,

aslında

bunda geç bile kalmıştı. Bitmeli dedi içinden her gün; bu tatsız uyanış

bitmeli... İçinde bir muhakeme başlamıştı, kendi kendine söyleniyordu:

"Ona da haksızlık etmek istemiyorum belki hatalı olan benim...

Bulunmaz

Hint kumaşı değilim ya, görünüş olarak, hımmm, yakışıklı çocuk

denilecek

biri hiç değilim... Ama yaptım, çok çalıştım bitmesin diye, kendimle,

mantığımla çok kavga ettim, olmadı..."

Genç adam bunları düşünürken suratı şekilden şekile giriyordu. Süratle

giyinerek dışarı çıktı. Bugüne kadar hiç bekletmemişti onu, şimdi de

bekletmemeliydi. İstanbul soğuk ve yağmurlu bir Nisan ayı yaşıyordu.

Genç

adam gökyüzüne bakarak iç geçirdi: "bulutlar bizim yaşayacaklarımızı

biliyor onlar bile ağlıyor halimize."

Birkaç saatlik yolculuktan sonra Kadıköy iskelesine geldi. Her zamanki

gibi

yine ilk kendisi gelmişti buluşma yerine. Birkaç dakikalık beklemeden

sonra

karşıdan kız arkadaşının geldiğini gördü, şimdi midesindeki ağrı daha

da

artmıştı. Karşılama faslından sonra Beşiktaş'a gitme kararı aldılar,

yolculuk sırasında hiç konuşmadılar; genç adam güneşin yokluğunda

grileşen

denize bakıyordu. Genç kız, arkadaşının bu durgunluğuna anlam

verememişti,

öyle ya nereden bilecekti bugün ayrılık çanlarını çaldığını.

"Üşüdüm" dedi genç kız. Bu, yolculuk boyunca edilen tek laftı.

Beşiktaş'a

geldiklerinde bir cafe de oturdular, genç kız anlamıştı kendisine bir

şey

söylenmek istendiğinin...

- "Bana bir şey mi söylemek istiyorsun" dedi, genç adamın gözlerine

bakarak.

Genç adam gözlerini kaçırarak

- "Evet" şeklinde başını salladı. Genç kız daha da heyecanlanmıştı.

Biraz da

sinirlenerek

- "Söyle öyleyse ne diye bekliyorsun." Genç adam içini çektikten sonra

- "Sence biz nereye kadar gideceğiz, daha doğrusu biz iyi bir ikiliyiz"

- "Bunları sorma gereğini neden duydun." dedi genç kız. Genç adam söze

başladı:

- "Bak canım bundan birkaç ay önce akşam saat 11:00 civarıydı sanırım,

hatırladın mı? Genç kız

- "Evet hatırladım" dedi, ama genç adam genç kızın sözünü bitirmesini

beklemeden

- "O akşam seni düşünüyordum, diğer akşamlarda olduğu gibi, senin için

bir

şiir yazmıştım. Onu o an sana okumak istemiştim, sana telefon açtığımda

şiirimi bile dinlemeden "şimdi sırası mı canım ya, senin de işin gücün

yok

mu?" demiştin bana. Biliyor musun o an bir kaç yumruk yedikten sonra

kroki

durumuna düşen bir boksör gibi olmuştum. Sessiz kalıp özür dileyerek

telefonu kapatmıştım. Daha sonra bu şiiri benden hiç istememiştin. Ve

bunun

gibi bir çok defa tartışmamız oldu. Geçenlerde hasta olup yataklara

düştüğümde arkadaşlarımla birlikte sen de gelmiş, Meral'in bana "sen

şanslısın, Nalan sana bakar" sözüne karşılık sinirli bir edayla "aaaa,

bana

ne, işim yok da sana bakacağım, annen baksın." demiştin bunu da

hatırladın

mı?" Genç kız tekrar "evet" dedikten sonra şaşkın şaşkın

- "Evet ama bunları neden hatırlatıyorsun bilmiyorum. Biliyorsun benim

kişiliğim böyle, duygusallığı sevmiyorum. Ve hasta bakıcı gibi

göründüğümü

de kimse söyleyemez." Genç adam güldü

- "Evet canım, bak burada haklısın, sen zaten olmak istesen bile bu

kalbi

taşıdığın müddetçe hasta bakıcı, hemşire falan olamazsın." Genç adam

devam

etti "bana şimdiye kadar kaç kere sabahın erken saatlerinde güzel

sözcüklerden oluşan bir mesaj çektin, hiç, hatta günün hiçbir saatinde

çekmedin. Duygusallığı sevmeyebilirsin ama sen seni seven insanları

mutlu

etmeyi de sevmiyorsun, halbuki ben senin tam tersine kendimden çok

insanları

mutlu etmeyi seviyorum. Seni tanıdığımdan beri her sabah, akşam, gece,

yani

seni andığım her saat tatlı sözcük mesajım vardı senin için biliyor

musun?

Seninle ben ak ile kara gibiyiz" Genç kız anlamıştı,

- "Yani ne istiyorsun, benden şair olmamı mı?" Genç adam tekrar

gülümsedi

içinden dün gece verdiği ayrılık kararının ne kadar doğru olduğunu

düşünüyordu.

- "Hayır dedi şair olmanı istemiyorum zaten olamazsın da; yalnız biz

ayrılmalıyız, ayrılırsak ikimiz içinde en hayırlısı bu olacak." Genç

kız

şaşırmıştı,

- "Neden ama, ben seni seviyorum, senin de beni sevdiğini sanıyordum."

Genç

adam iç çekerek

- "Hayır canım, sen esas beni sevdiğini sanıyorsun, eğer beni sevseydin

şimdi burada başka şeyler konuşuyor olurduk." Genç kızın gözleri

yaşarmıştı,

Genç adam cebinden çıkardığı mendili uzattı, genç kız göz yaşlarını

silerek

kesik bir sesle

- "Sen bilirsin, umarım beni başka biri için bırakmıyorsundur." Genç

adam

- "Nasıl böyle bir şeyi düşünürsün, senden başka olmadı ve uzun süre de

olacağını sanmıyorum."

Genç adam ve genç kız iki sevgili olarak oturdukları masada artık iki

yabancı gibi duruyorlardı. İstanbul yağmurlarla yıkanırken yağmura iki

sevgilinin umutları da karışıyordu.

Birkaç dakika sesiz oturduktan sonra genç kız

- "Kalkalım istersen" dedi. Genç adam

- "Ben biraz daha burada kalmak istiyorum, istersen sen kalkabilirsin.

Genç

kız

- "Tamam, o zaman sana mutluluklar dilerim" diyerek elini uzattı. Genç

kızın

sesi ve eli titriyordu genç adam

- "Arkadaş olarak beraberiz, ama sen istersen tabi" dedi. Genç kız

- "Evet" anlamında başını salladı ayrılırken son kez sarıldılar

birbirlerine.

Genç kız uzaklaşırken, genç adam masada döndü kaldı. Vakit öğleni

bulurken

yağan yağmur yerini güneşe bırakmıştı, ama genç adam titriyordu. Onu

titreten açan güneşe rağmen esen rüzgar mıydı, yoksa kalbindeki ayrılık

acısı mıydı. Saatlerce dolaştı devamlı kendini sorguluyordu. Hatayı

baştan

yaptım diyordu, ama yaşadığı güzel günlerde olmuştu."Allah'ım" dedi

"Allah'ım güç ver bana".

Dostlarını düşündü onların dediklerini düşündü. Arkadaşları sizler

birbirine

zıt insanlarsınız yol yakınken dönün bu yoldan dememiş miydiler. Tabi

ya

doğru olanı yapmıştı. Saatler geçtiğinde artık güneş yerini yıldızlara

bırakmıştı, eve döndüğünde yürümekten bitap duruma düşmüştü. Kendisini

karşılayan annesine hiçbir şey söylemeden kendi odasına gitti. Gece bir

türlü bitmek bilmiyordu anıların ağırlığı altında eziliyordu genç adam,

ama

sabah erken kalkıp ajansa gidecekti, bunun için uyuması gerekiyordu.

Birkaç saat sonra genç adam uykuya dalmayı başarmıştı ve sabah 7'de

saatin

zırlamasıyla uyandı genç adam. Evden çıkacağı zaman cep telefonuna

baktı,

mesaj ve 10 tane cevapsız arama vardı. Genç adam yorgun olduğu için

duymamıştı telefonunun sesini. Cevapsız arama ve mesaj canımcım'dan

gelmişti, canımcım onun Nalan'a taktığı isimdi, heyacanla mesajı açtı

mesajda şunlar yazıyordu...

"Sadece, onları sevmeyi sevdim. Hepsini onlarsız yaşadım da, bir seni

sensiz

yaşayamıyorum Bu aşkı tek kalpte taşıyamıyorum. Sana yemin güzel

gözlüm, bir

tek seni sevdim. Ve seni severek öleceğim, ELVEDA BIRTANEM..."

Evet, genç adam şaşırmıştı, mesajın geliş saatine baktı, sabahın beşini

gösteriyordu. Güldü, kahkahalar atarak güldü, onu tanıdığı ve arkadaş

olduğu

günden beri ilk defa bir şiir alıyordu ve ilk defa bu saatte

aranıyordu...

Heyecanla hızlı arama yaptı, çalan telefonu yabancı bir ses açtı. Genç

adam

- "Nalan ile görüşebilir miyim" dedi. Fakat karşıdaki ağlıyordu,

hıçkıra

hıçkıra ağlıyordu;

- "Ben onun annesiyim yavrum, canım kızım bu sabah intihar etti. Gece

odasında birilerini arayıp durdu, sabah odasının ışığını sönmemiş

görünce

merak ederek odasına girdim, ama yavrum kendini asmıştı."

Genç adam beyninden vurulmuşa döndü. Bir gün önceki mide ağrısının iki

katını çekiyordu şimdi. Olduğu yere yığılıp kaldı...

Birkaç ay sonra... İki doktor konuşur. Doktorlardan biri diğerine

karşıdaki

hastanın durumunu soruyor...

- aaa o mu, üç ay önce getirdiler, elindeki cep telefonunu hiç

bırakmıyor,

kendisi yüzünden bir genç kız intihar etmiş, o günden sonra o cep

telefonu

her zaman elinde devamlı bir şeyler yazıp birine yolluyor. Geçenlerde

merak

ettim o uyurken gönderdiği numarayı aradım hayret ki numara 3 ay önce

iptal

edilmiş, ve gelen mesajlarda bir şiir:

"Sadece onları sevmeyi sevdim Hepsini onlarsız yaşadım da Bir seni

sensiz

yaşayamıyorum. Bu aşkı tek kalpte taşıyamıyorum. Sana yemin güzel

gözlüm,

bir tek seni sevdim. Ve seni severek öleceğim, ELVEDA BİRTANEM..."

mesajı vardı. Bu adam duygusal mı bilmem ama benim anladığım kadarıyla

şiiri

yazan çok duygusal biriymiş, çookk..

6.6/ 9 · 8 oy

Hikayeler kategorisinden

Hikayeler kategorisinin tamamı »

Rastgele başka bir fıkra »